Fahrenheit 45162 yorum var - 07 Temmuz 2008 23:19İnsanların çalışan yanlarını(1) görebilmek için kendimi zorladığım çok olmuştur. Üstelik bunu yaparken zaman kaybettiğim bi gerçek. "Dur abi bi şey vardır bilmediğin, kafanın basmadığı bi dünya durum var. Bekle biraz." gibisinden. Kucağımda yuvarlak bir tepsi, içinde pirinç taneleri(2) oturur beklerim. Ayıklamak zaman alır ama canım pilav çektiyse yapacak bi şey yok. Sabır gerektiren insanlar diğerlerine göre daha hoşuma gider. Bir kaç gün önceydi. Sosyomat'ta normal seyirde(3) yol alırken birden birini fark ettim. Kısa bir kurallar dizilimi ile panosunu açmış ve bir kaç eski arkadaşıyla giriştiği diyalogla yenilerden olmadığını(4) gözler önüne sermişti. Heyecan verici olan önemli ölçüde planlı oluşuydu. Amacı olan insanları severim. Cidden bu onları daha enerjik ve yaratıcı(5) yapıyor. Gelişinin yaratacağı sarsıcı etkiden emin –birine/birilerine kilitlenmiş– kendini güden bir füze izlenimi yarattı bende. Burada çatışma deneyimine sahip olan kişiler tabii ki eskiler. "Ayar vermek!" denilen şeyin ne olduğunu öğrenmem için birilerine sormam gerekmişti ilk zamanlar. Sosyomat, bölgesel çatışmalara, küçük çete savaşlarına ev sahipliği yapan bir metropol gibi. Bireysel terör estiren çatlaklar, çetesiyle gezen(6) güçlü üyeler vs. Bu arkadaş intikam(7) için geri dönmüş birisi. Google hesabı alıp, amaca uygun bir takma isimle bu işe girişmek cidden zor değil. Hedef kişi/kişileri yıldırmak için ne kolay bir yol! Bu kafayla düşünenleri sevmiyorum onlar kolay tipler. Kısa süreli hesap yapanlardan değil bu arkadaş. Amacına uygun bir süre burada bulunup gidiyor.(8) Asıl hedefi kim henüz çözemedim. Çünkü, yavaş adımlar atmaya dikkat ediyor. Bir yandan varlığını hissettirmek adına bir geçmiş oluşturuyor burada. Çeşitli konumlarda boy gösterip sessizce geri çekiliyor. Böyle insanları bulup izlemeyi seviyorum. Eskiden Sosyomat'ta romantik-komedi izlerdim. Bu aralar ilgimi çeken tür aksiyon-macera... – Peki, siz hangi tür filmleri izliyorsunuz Cinema Sosyo'da? ................................................................................................ kirja benim dekoderim olurmusun, MONZA 07 Temmuz 2008 23:21çok şanslı bir günümdeyim algılarım açıkkk anladımmm :)))) iyi anlatmışsın be gözümmm emeğine sağlıkk :)) alizya06 07 Temmuz 2008 23:36Çok uzun yazmıştım. Ama artık eskisi kadar uzun yazmamaya çabalıyorum. Kısaltmak yazmanın iki katı süre alıyor. Tenk yuu beybi :) Turnusoul 07 Temmuz 2008 23:38kirja benim anlayacağım dilde basitleştirip banada anlat noolur,yorum yapasım var ama sadece bakıyom MONZA 07 Temmuz 2008 23:47Dibini okusan yeter Monza :) Böyle insanları bulup izlemeyi seviyorum. Eskiden Sosyomat'ta romantik-komedi izlerdim. Bu aralar ilgimi çeken tür aksiyon-macera... – Peki, siz hangi tür filmleri izliyorsunuz Cinema Sosyo'da? Turnusoul 07 Temmuz 2008 23:52Hoş geldin depresifik, Turnusoul 07 Temmuz 2008 23:53kaç günde bir, pilav yemiyor? zira yazılarını okuyup, takip ettikten sonra, depresifik 08 Temmuz 2008 00:00Hep yiyor ama artık tek başına yemeye alıştı. Arada bi böyle düğün sofrası gibi kazanda pişiriyor :) Turnusoul 08 Temmuz 2008 00:03şimdi anladım bak kirja nede güzel sadeleştirmiş, MONZA 08 Temmuz 2008 00:07MONZA Uguh! depresifik 08 Temmuz 2008 00:12Siz hangi türü sevdiğinizi yazın yeterli aslında. Kişi tahminleri spekülasyon yaratır, ortalık karışır. Sevmem öyle şeyleri :) Turnusoul 08 Temmuz 2008 00:13deepro ben senin sayfaya geldimmi bi şarkı açıyom şarkı bitincede usul usul gidiyom abi MONZA 08 Temmuz 2008 00:15Arada "romantik-komedi" bi yorum kaçmış Kirja'dan :) – Yiyemesss kiii aahahaa Turnusoul 08 Temmuz 2008 00:15Son bloğumun gala gecesinde olay çıktı resmen. Aaaay bayılazaam gülmekten. Diinnnngggg Dooonnnggg! Arada sigara içebilirsiniz. Turnusoul 08 Temmuz 2008 00:21Aahaha var ama bende yok. Vanilyalı olanı daha hafif. Bulursam alırım sana şarapla içersin. Turnusoul 08 Temmuz 2008 00:38Tamam Monza alırım :) Turnusoul 08 Temmuz 2008 00:44sevgili çitten atlayan kuzular, MONZA 08 Temmuz 2008 00:46Dikkat çekici bir başka karakter yakalarsam yazarım. Bu arada aklımda "taklit blog" yazmakla ilgili bir proje var. Turnusoul 08 Temmuz 2008 12:17bir derdim var böyle salına salına, rahat rahat yürüyebilmek isterdim sokaklarda. üzerimi değiştirip çıkmam gerekiyor biran evvel. koşuyorum şimdi belki bir yargımı yakalayabilirim ümidiyle. ne de olsa yargımdır önümden de gitse benimdir. gidiyorum, belki bir süre sonra eteğimde biriken taşları dökmek için dönerim gecenin karanlık bir vaktinde, oluşturduğu bel ağrımdan kurtulmak ümidiyle. crato 08 Temmuz 2008 18:20Evet dostum crato, sen yakaladın ve ben buna hiç şaşırmadım. – Yargımdır, önümden de gitse benimdir. Turnusoul 08 Temmuz 2008 18:26bir çay kaşığında 100 taneden fazla pirinç varmış. pirinci taşlarından ayıklamak ve pilav ypmak için kaç tane pirinç tanesiyle muhattap oluyoruz? just equilibrium 09 Temmuz 2008 12:21Bilmem, duruma göre değişiyor. Zaten pirinç tanelerine değil önyargılarıma odaklanıyorum. Turnusoul 09 Temmuz 2008 13:34Evime erken gidersem, temizlik yapmayı gözardı edip bilgisayarın başına geçmeye karar verirsem, sanıyorum Seyir Defteri - 2'yi yazabilirim. Evet bu gece bunu yapmayı istiyorum. O'nun zamanı geldi. Turnusoul 09 Temmuz 2008 16:54diyordum ki benim de böyle defter falan tutup döküp yanyana koyabilme kabiliyetim bulunsa idi falan. teleskobik radyo antenlerine karşı bir merak vardır bende yıllar evvelinden kalma. hatta bir dönem bir hayli meşhur olmuş ortamlardan biri olan anet news platformunda antique antenna specialist diye de bir imzam bulunuyordu gönderdiğim iletilerin altında. her neyse gözlerine gözlerine de sokasım var bu antenleri ama acıyorum yahu. ne güzel yapmış adamlar böyle uzuyor, kısalıyor, uzuyor, kısalıyor. di mi ama? crato 09 Temmuz 2008 17:00Aahhaa sen feci taktın teleskopik radyo şeysine kafayı. Merak sardı bünyemi, Vikipedya'dan araştırasım geldi. Orada var mıdır ki bu alet hakkında detaylı bilgi. Hımm. Turnusoul 09 Temmuz 2008 17:03araştırmaya gerek mi var azizim. bildiğimiz ince silindirik bir kaç alüminyum borunun iç içe geçirilmesi ve tepelerine de bir top geçirilmesi suretiyle oluşturulmuş ve radyoların ve hatta kimi tvlerin üzerine montelenmiş anten şeyisi. hani antenliklerini biliyoruz ama daha çok uzayıp uzayıp kısalıyor olmaları dikkat çekiyor aslında. öylesine işte. crato 09 Temmuz 2008 17:06Aahhaha yirim seni Ninja beybim. Senin karanlık taraflarını görmek çok eğlenceliydi. Turnusoul 10 Temmuz 2008 12:20çok saklamaya çalıştım ama senden bişi saklanmıyo ki maşallah NinjaOlamayanKaplumbagalar 10 Temmuz 2008 12:24Uçamıyorum, bakışlarımla birilerini öldüremiyorum, ölümlüyüm evet ama bazı yeteneklerim var. Turnusoul 10 Temmuz 2008 12:264 gün önce fotoğraf yüklemiş. Hepsi bu işte. Sahne perdenin arkasında kaldı demiştim. Turnusoul 13 Ağustos 2008 18:42bu yazıya puanı basanlar:
|